Kan Bağışı ve Kan Nakli nedir? Nelere dikkat edilmelidir?

Kan bağışı; tam kan veya kan bileşenlerinden birinin bağışlanması işlemidir. Kan ürünleri, karşılıksız ve gönüllü vericilerden elde edilen, kaynağı sınırlı olan değerli bir tedavi aracıdır. Kan bağışında temel amaç hem bağış işlemi esnasında veya sonrasında bağışçıyı etkileyebilecek olası zararlardan korumak, hem de kan nakli yapılan hastaları olası enfeksiyon bulaşı veya diğer tıbbi risklerden korumaktır. Kan güvenliğinin sağlanması amacıyla ülkemizde kan bağışı esas olarak Kızılay’a bağlı kan bağış merkezlerinde yapılmakta, bunun yanısıra sağlık bakanlığınca süreli bölge kan merkezi olarak yetkilendirilen bazı üniversite ve devlet hastanelerinde de yapılabilmektedir. Kan bağışı, kendini sağlıklı, iyi hisseden 18-65 yaş arası, vücut ağırlığı 50 kg üzerindeki kişilerden kabul edilmektedir. Kan bağışı öncesi doldurulması istenen sorgulama formunda yer alan kişisel bilgiler, sağlık geçmişi ve özel hayatla ilgili sorulara verilen yanıtlar yasal olarak gizli tutulmaktadır. Bağışçı kaydı için fotoğraflı, T.C. Kimlik Numarasını içeren ve yasal olarak geçerli bir kimlik (nüfus cüzdanı, ehliyet veya pasaport) beyanı gerekmektedir. Sonrasında kan sayımı ve muayene işlemi yapılır. Kan alma işlemi dirsek çukurundan yaklaşık 4-8 dk sürede 450 ml kanın torbaya alınmasıyla tamamlanır. Bağış sonrasında önerilen sürede istirahat edilmesi, ağır işlerden kaçınılması ve sıvı alımının artırılması kaybedilen kanın yerine konulmasına katkı sağlayacaktır. Bağışlanan tam kan bileşenlerine ayrılarak eritrosit, trombosit ve plazma gibi kan ürünleri elde edilerek uygun koşullarda saklanır. Bağışçılar tam kanın yanı sıra, aferez cihazı aracılığı ile trombosit veya granülosit de bağışlayabilirler. Aferez;  bağışçının kanında bulunan ve hastanın ihtiyacı olan kan bileşeninin (eritrosit, trombosit veya plazma) alınması ve diğer bileşenlerin kan bağışçısına geri verilmesi işlemidir. Damar yapısı uygun olan, son 5 gün içinde aspirin ve son 48 saat içinde ağrı kesici ateş düşürücü ilaç kullanmayan kişiler aferez trombosit bağışçısı olabilir.
Kan nakli veya transfüzyonu kan ürünlerinin tedavi amacıyla hastaya damar yolundan verilmesi işlemidir. Anemi yani kansızlık, yaralanmalar, ameliyatlar, kanamalar, kan hücrelerini etkileyen lösemi, kanser ve akdeniz anemisi gibi hastalıkların tedavisinde kan nakli kullanılır. Kan bileşenlerinden özellikle son kullanım süresi en kısa (5 gün) olan trombositler; lösemi ve kemik iliği nakli gibi kanama riski yüksek olan hastalarda hayati önem taşımaktadır. Kan naklinin başka bir alternatifi yoktur ve kan nakli yapılmadığında hastalar hayatını kaybetme riski ile karşı karşıyadır.
Düzenli kan bağışının olmadığı bir toplumda, özellikle doğal afetlerde binlerce kişi hayatını kaybedebilir. Bu nedenle, gönüllü ve düzenli kan bağışında bulunmak ülkemizin kan ürünü stok seviyelerini belli düzeyde tutarak kan ürününe ihtiyaç duyanların hayatını kurtarır. Kan bağışı, bir sosyal sorumluluk olup, bir gün herkesin kana ihtiyaç duyacağı da bir gerçektir. Kan bağışının ücretsiz gönüllülük esasında yapıldığının da unutulmaması ve bu bilinç ile düzenli aralıklarla yapılması gereklidir.